kocaman bir bulutla kaplı küvette uyandım sanki bu sabah. görme eylemine muvaffak olmam için fazla pusluydu etrafım. Bir sürü karga çekiştirirken tenimi öyle bir yoldaydık ki, artık perde açılamazdı.
Yunan mitolojilerinde olaylar çözülemeyecek kadar karmaşıklaştığında aniden ortaya çıkıp tüm sorunları çözen, kurtarılması gerekeni kurtaran "makineden tanrı" ya da bir melektir Latince 'deuss ex machina'. Elden başka şey gelmez çünkü, sağlam bir düğüm attığınızda küçükseniz annenize koşabilirsiniz oysa bunun için çok geçse sessizce deuss ex machina'ya ağıt okuyabilirsiniz.
Evrendeki enerjinin süreksizliği sizin kayboloşunuzun sürekliliğine paralel gider. Olasılıklar üzerine kurulu bir düzen der kuantum fiziği. Bu uğurda kediler bile ölür zamanında. Sizse cebinizde 20'likten bir zar taşırsınız. Bu kaçıklar haklıysa, bu düzlemi yenmek için siz de zar atmalısınız.
Camı açıyorum, sinekliği yana itiyorum. Hem bu mevsimde sinek olmaz zaten. Rüzgar hızla içeri doluyor, o doldukça ben dışarı çıkıyorum. Güneş tam karşımda bu sefer sarıdan çok beyaz yapmış çevresini. Şubat ayında gökyüzü arkamda mavi sadece. Ağaç,dallar, bisikletler, toprak ılık, kuş sürüleri derken rüzgar sıkıldım diyor. Kafa tutamıyorum, geri dönüp uzanıyorum eski halının üstüne, yüzü koyun, uçmanın tadı damağımda kalmış gibi...