Pazartesi, Eylül 07, 2009

bulutların ait oldukları deniz kabukları

tırtıl su birikintisine evlenme teklif eder. bir büyük toz bulutu içinde kaybolur soru. buharlaşır su birikintisi, yanıt vermemek için bulut olur. rüzgarla vadiler dolaşır, oyun oynamak için taşan nehirlere yağar. bir akşamüzeri güneşin gözyaşını görür. Güneş ağlar gökkuşağını kıskanınca. Yaradılışın sonuçlarıyla ilgilenmek kafa karıştırır. Varoluş kocaman yumuşak bir hamur, tüm dönüşümler göz yanılgısıysa... şaşı baktın şaşırdın.
Bulut koşar peşinden gökkuşağının, içinden geçer, içinden geçer... Yakalayınca tüm gücüyle saçlarını çeker. Ellerinin renklere boyanacağını bile bile... Beyazlığın biteceğini bile bile... Ardından güneşin gözyaşlarını siler yanaklarıyla. Tüm beyazlık uçup gitse de artık içi rahat... Denize aşık bulutlar denizkabuklarında uyur. Kıyıya vuran dalga sesleriyle uyanır, dudaklarına küçük bir öpücük ve gökyüzü hergün tekrar başlar...

Salı, Eylül 01, 2009

Migdal Bavel

Well if you're hurting i'll replace the noise with silence instead; flushing out your head.
And I won't breathe so you can recover...




Med cezirlerin, dalgaların geri dönüşü yoktur. Yola çık... ne üşüyen ve git gide eskiyen yüz, ne de yırtılan ayakkabılar dertlenir. Rüzgar, buğdayları eğerken saçları denize koşturur. Köye varmadan kimseyi dinlemez içte yanan ateş. Deniz kara olmuş, uzaksa artık yakın.
Bu sefer insanlık kuleyi yıkmaya karar verir ve Tanrı uzatır elini.