ne aynı bak ne aynı şeyi söyle
raydan çıkanlar klübüyüz
hatta konuş ki yanlış anlaşalım
hiç kimse yok artık çemberimde
ruhumu yine her bokun suçlusu olan beynimin yarattığı rüyalar onarır belki
welcome to the club
Cuma, Haziran 27, 2008
I'll close your eyes so you need not to blink.
Geriye saydığım saatler arasında yüzüyorum. Keşke hava karanlık olsa, güneş saatiyle zamanın geçmediğini fark etmesem. Her tarafta balıklar yüzüyor bu gece. Gözlerim balık, karnım deniz yıldızları oldu.
Uyku yok bu gözlerde, isimsiz bekleyişlerin sonu bugün, niye uyusun ki vücut. Son bir yalnızlık sesi duymak istiyor, sonuna kadar. Kafamın içinde bir sürü baloncuk, parmak uçlarımsa sessizlik.
Yol sesi dolduruyor içimizi, yolların soldan sağa koşan kenar çizgileri, bir bardak su isteyebileceğin salak otobüs muavinleri.
Rüyaya dalarsam uyanacağımdan ürperiyorum, uyanmazsam düşeceğimden. Çengel kırıldı, pazar bulmacalarında iki resim arasındaki 7 farkı bulunca arkanı dönüp kaçma yeterki.
Eski bir masal anlattım bugün size mösyö brö, elmaların hiçbirinin düşmediği bir masal. Üzülme, yarım kalmış hayatlar için ağlayan elma kurtlarımız var en azından değil mi? Belki bu kez farklı olma ihtimaline içelim o zaman.
Uyku yok bu gözlerde, isimsiz bekleyişlerin sonu bugün, niye uyusun ki vücut. Son bir yalnızlık sesi duymak istiyor, sonuna kadar. Kafamın içinde bir sürü baloncuk, parmak uçlarımsa sessizlik.
Yol sesi dolduruyor içimizi, yolların soldan sağa koşan kenar çizgileri, bir bardak su isteyebileceğin salak otobüs muavinleri.
Rüyaya dalarsam uyanacağımdan ürperiyorum, uyanmazsam düşeceğimden. Çengel kırıldı, pazar bulmacalarında iki resim arasındaki 7 farkı bulunca arkanı dönüp kaçma yeterki.
Eski bir masal anlattım bugün size mösyö brö, elmaların hiçbirinin düşmediği bir masal. Üzülme, yarım kalmış hayatlar için ağlayan elma kurtlarımız var en azından değil mi? Belki bu kez farklı olma ihtimaline içelim o zaman.
Pazar, Haziran 08, 2008
tilki ve küçük prens
- "Lütfen.. Evcilleştir beni!" dedi.
- "Çok isterim," dedi küçük prens. "Ama burada çok kalmayacağım. Bulmam gereken yeni dostlar ve anlamam gereken çok şey var."
- "Insan ancak evcilleştirirse anlar," dedi tilki. "Insanların artık anlamaya zamanları yok. Dükkanlardan her istediklerini satın alıyorlar.Ama dostluk satılan dükkan olmadığı için dostları yok artik.Eğer dost istiyorsan beni evcilleştir."
- "Seni evcilleştirmek için ne yapmalıyım?" diye sordu küçük prens.
- "Cok sabırlı olmalısın," dedi tilki. "önce karşıma, şöyle uzağa çimenlerin üstüne oturacaksın. Gözümün ucuyla sana bakacağım, ama bir şey söylemeyeceksin.Sözler yanlış anlamaların kaynağıdır.Her gün biraz daha yakınıma oturacaksın..."
Soru işaretleriyle başbaşa kaldığım bir geceden ancak güneşi gördüğümde kurtulabilmiştim. geceyi bozan huzurlu su sesi ve gözkapaklarımın ardına saklanmış kelimelerim..
bugün yağan yağmur gibi söküldü düğümler. herkesi camdan baktıracak kadar beklenmedik, belki de sadece koca bir baharı es geçip yazı beklediğinden "gecikmiş".
plastik kutulardan,gülüşlerden kurtulmanın verdiği ferahlık. yanlış evcilleştirme yöntemlerine kurban gitmişsiniz mösyö brö. o yüzden katılaşmış yüzünüz ve gülüşünüzden dolayı değil yüz çizgileriniz. ama sizle muhabbetimi kestiğimde kadife koltuğunuzla başbaşa kalacaksınız. hadi şimdi nazlanmayın da biraz daha içten konuşun benle olur mu kuzum?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)