Perşembe, Şubat 14, 2008

vol.1

insanın kafasını dağıtması için sanırım ıslak bir tatil gerek. kabul, benimkisi gereğinden fazla ıslak oldu, hatta bir an suyun verdiği buruş buruş avuçlar ya hiç geçmezse bile dedim. hmm, evet geçti.
gerek düşünceler, gerek kararlar ve özellikle de görsellik olarak hep hatırlayacagım bir dönem haline dönüştü o hafta. (ulan 1 hafta nasıl dönem olursa artık) (bir yontma taş filmi!)

ilk olarak sualtı dedikodusu yapmak gerekirse, bay karizma olarak baraküdalara değinmek istiyorum. sonrasında ise asabi mürenlere, kusura bakmayın ama tam bir sinir hastasısınız kuzum! cık cık! yalnız bu mürenlerle ilgili çok acayip bir diyalog geçti eğitmenle aramda:

egitmen: buarada müren görürsek haber ver
ben: niye kaçmak için mi (zira mürenler tehlikeli)
egitmen: yok ya ne kaçması yaklaşırız.

yahu siz manyak mısınız ne yaklaşması, hayvan zaten asabi, "kime bulaşsam bugün" der gibi yüzüyor. nıt nıt!
özetle sanki bir kafa toparlama fırsatı gibiydi ki sonuç alır gibi olduk doktor.
çok garip ya! bi süre sonra herkesin arayacağı tuttu. hayatta mesaj atmayan insanlardan telefonlar, mesajlar geldi. sonra durup düşündüm:

"yahu haberleştiniz mi siz?'?!?!?! siz artık hep beraber mi takılıyorsunuz yoksa!!! "
tabii aslında bu alakasız insanların birlikte takıldıklarını düşünmek bile gerçekten godot'yu beklerken kadar absürd bi başyapıt olurdu.

-hadi simdi sırayla dens of bed angil'a mesaj atalım, ve mümkün olan en saçma soruları soralım olur mu?